23 Eylül Pazar , 2018

Köşe Yazıları

ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜMÜZÜ UNUTMAYAN VALİMİZE…

Basın çalışanları günümüz kutlu olsun. Bizler yedi gün yirmi dört saat esasına göre kamu hizmeti veren bir mesleğin erbabıyız. Şehrimizin, bölgemizin ve ülkemizin sevinci, kederi, derdi, tasası derdimiz olan bir meslekle iştigal ediyoruz. Bugünü unutmayan şahsıma ve Erzincan’daki tüm basın çalışanlarına bir mektup yazan Erzincan Valimiz Sayın Ali Arslantaş’ın jestinden duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. “Gazetecilik mesleği çağımızın en saygın ve dinamik mesleklerinden biridir. Mesleğin getirdiği çeşitli sıkıntılara katlanarak halkı bilgilendirme aydınlatma görevini yüksek bir sorumlulukla yerine getiren gazetecilerin, sosyal ve ekonomik haklarını düzenleyen yasanın kabulüyle 10 Ocak tarihi, ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ olarak kutlanmaktadır.” diye başlıyor Valimizin mektubu. Özgür basın, tarafsız basın, adalet ve yasalardan ayrılmayan basın ilkesini kendisine şiar edinmiş bir gazeteci ve gazete sahibi olarak 63 yıldır basınla iç içeyim. 1954 yılında Yeşil Eğin gazetesinde başlayan maceramıza Arapgir Postası, Divriği’ni Sesi, Demokrat İliç’i dâhil etmiş ve bugün de ÖZSÖZ Gazetesiyle Erzincan’da devam ediyoruz. Seksen yaşı devirmiş ve halen bu meslekten kopamamış biri olarak, Valimiz Sayın Ali Arslantaş’ın mesajındaki ifadeleri sizlerle de paylaşmalıydım. Valimiz yazısında, “Özgür bir basının varlığı ve basının her anlamda baskıdan uzak bir şekilde görevini yerine getirmesi, demokrasimizin daha sağlıklı işlemesi, standartlarının yükselmesi ve kamuoyu duyarlığının artması bakımından büyük önem taşımaktadır. Basın özgürlüğünün ve ifade hürriyetinin korunması ve geliştirilmesi, demokratik, toplum düzeninin en önemli gereklerinden biridir. Basın özgürlüğünün korunması kadar önemli bir başka husus ise doğru haber verme, tarafsızlık, özel hayata saygı, toplumun ve bireylerin hakkını gözetme gibi ilkelerin üstün tutulmasıdır.” diyor. Tam da arzuladığımız ve tüm medyada olmasını istediğimiz gerçekler bunlar. Bu ifadelerin tümünü içtenlikle onaylıyorum. Bu işte en büyük görev başta basın çalışanlarına düşmektedir. “Basının ulaştığı seviyede en büyük pay kuşkusuz görevini, şartlar ne olursa olsun fedakârca yapan basın çalışanlarına aittir.” Bu işi yaparken elbette biz basın çalışanlarının da tüm hak ve hukukunun, çalışma şartları ve ortamının iyileştirilmesi gerekiyor. Sayın Valimin ifadesiyle, “Basın mensuplarımızın bu anlayışla, daima sorumluluk bilinciyle hareket edeceklerine, ülkemizin demokrasi, hukuk, insan hakları konusunda en ileri standartlara ulaşması çabalarına katkılarını sürdüreceklerine olan inancım tamdır.” Ben de Erzincan Valimiz Sayın Ali Arslantaş’ın dilek ve temennileriyle yazımı bitiriyorum: “Gazetecilerimizin çalışma şartlarıyla ilgili sorunlarının en aza indirildiği duruma gelmesi bakımından bu günün katkı sunması dileğiyle “Çalışan Gazeteciler Günü”nüzü/müzü tebrik ediyor, görevlerini yaparken hayatlarını kaybeden basın çalışanlarını rahmetle anıyor, tüm basın çalışanlarına sevgi ve selamlarımı iletiyorum.” Vesselâm!

Devamı...

HUZUR EVİ: BEŞ BELDENİN BİRİNE…

“Bundan altı yıl önce 3 Aralık 2010 tarihli “Kemaliye”ye başlıklı köşe yazımda Ağın, Arapgir, Eğin (Kemaliye), Divriği ve İliç ilçelerini içine alan bölgede bir huzur evine ihtiyaç olduğunu ve ilçelerin merkezinde kalan Kemaliye ilçemizde bir huzur evi yapılmasını dile getirmiştim. Şöyle ki, Kemaliye ilçesinde yapılacak huzur evine Ağın 40 kilometre, Arapgir 40 kilometre, İliç 35 kilometre, Dirviği 70 Kilometre uzaklıkta… Yani yapılacak olan Huzurevi için en uygun yerin Kemaliye olması anlamlı olur. Hal böyleyken kısa bir süre önce Refahiye’de Huzurevi açılmış olması elbette sevindiricidir. Ama Bu ilçelerin Refahiye’ye uzaklıkları da ortadadır. Sayın Başbakanımızdan ricamız bahsettiğim bu beş ilçe halkına hizmet edecek bir huzurevinin Kemaliye’de açılması konusunun ele alınarak, üzerinde durulmasıdır. İlle de Kemaliye olsun diye bir dayatmamız da yok. Bu ilçelerden herhangi birisine de açılabilir bu huzurevi… Ama Kemaliye’de atıl durumda kalan eski devlet hastanesi binası bu iş için biçilmiş kaftan gibi duruyor. Yazı memleketinde ve köylerinde geçiren hemşerilerimizin gurbete ve büyük şehirlere gitmek istemeyen ebeveynlerini hiç değilse kışın bırakacakları; tek başlarına kalmayacakları sıcacık bir ortam oluşturmak o yöre insanı için anlamlı bir çaba ve hayırlı bir iş olacaktır kanaatindeyim. Bu konuyla ilgili olarak Sayın Valimiz ve Başbakanımızdan ilgi, destek ve yardım bekliyoruz… Vesselam!

Devamı...

YEŞİL EĞİN GAZETESİ’NİN HATIRLATTIKLARI

Gazetede oturuyordum; postacı adıma gelen büyükçe bir zarf uzattı… Üzerinde Turan Yılmaz ismi var, gönderici bölümünde. Merakla açtım İstanbul’dan gelen zarfı… İçinden 1963-1964 yıllarına Yeşil Eğin Gazetesi’ne ait gazetenin gerçek boyutlarında fotokopiler ile yine o dönem Yeşil Eğin Matbaasında basılmış el ilanları fotokopileri çıkınca şaşırdım! O vakitler lise öğrencisi genç bir delikanlı olan Turan Yılmaz’ın da içinde bulunduğu Erzincan Halk Eğitimi Merkezi Tiyatro Kolu topluluğunun şehrimizin sosyal ve kültürel hayatına ne kadar önemli katkı yaptıklarını; O günlerin bugünlerden daha hareketli olduğunu hatırlatıverdi. O yıllarda gazete sayfalarında Avrupa haberleri, dünya futbolu ile ilgili haberler yanında pek çok yazı ve makaleye yer verdiğimizi hatırladım… Sanki ilimizdeki hassasiyet o günlere nazaran biraz daha hafiflemiş korkusuna kapıldım. Yine bu şehrin sosyal ve kültürel alandaki kendi yerel dinamiklerini yeteri kadar değerlendiremediğini düşünüyorum. O dönem gençlerinin tiyatro, müzik çalışmalarına ve gösterilerine yönelik çaba ve gayreti bugün neredeyse göremiyoruz. Ne Halk Eğitimi Merkezi’nin bir tiyatro topluluğu var, ne Kültür İl Müdürlüğümüzün ne de Sivil Toplum Örgütlerinin. İçimizdeki cevheri, yeteneği ortaya çıkaracak; gençleri kültür hayatının içine itecek bir dinamizme, ateşleyiciye ihtiyaç var sanırım. Bakalım fitili gençlik olan bu gücü kim ateşleyecek? Onları terörün, kötü işlerin, alışkanlıkların ve tembelliğin, hazırcılığın kollarından kim alıp çıkaracak? Biz o hayırlı elin tez zamanda bu fitili tutuşturmasını beklerken, eski günleri hatırlattığı için de Turan Yılmaz kardeşime teşekkür ediyorum… Vesselam!

Devamı...

Hökümetin De Hökümetli Olmanın Da Hakkını Vermek Veya İl Genel Meclisi Başkanına Oynamak

Hükümet… Refahiyelilerin ve başbakanımızın ifade şekliyle HÖKÜMET. Hükmetme yetkisine sahip makam. Bu makam bir Erzincanlıya emanet… Ülke hükümetinin başında bizlerin de gururu hemşerimiz; cumhuriyet tarihinin en uzun Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı ve son hükümetin de Başbakanı Sayın Binali Yıldırım var. Erzincan ve Refahiye HÖKÜMET demek artık. Bu kazanımımızı kendi lehimize değerlendirmek, fırsatı elden kaçırmamak zamanıdır. Bunun için elimizdeki kıymetlere yenilerini eklemek zamanıdır zaman. Hem parasal, hem insan kaynakları hem de yetişmiş bürokratlar ve siyasetçiler açısından fırsat zamanı. Peki, biz bunun önemi ve kıymetinin ne kadar farkındayız? Bunu tüm Erzincan’a mal etme noktasında neredeyiz? Yoksa işi kısır siyasi çekişmelere, mikro milliyetçiliğe ve bencilliğe mi taşıyoruz? Hemen konuya gireyim o zaman…. Erzincan’da AK Parti iktidarı boyunca üç dönemdir muhalefetin bile oyunu alarak oy birliği ile İl Genel Meclisi Başkanlığına seçilmiş; samimiyeti, gayreti ve içtenliği sadece Erzincan il merkezin değil ilçe ve köylerinin teveccühünü kazanmış Ünal Tuygun üzerinden birilerinin hakkaniyetten ve adaletten vazgeçerek farklı bir gündem ve kamuoyu oluşturmaya çalışmasından bahsetmek istiyorum. Herkes bilir ki bu şehre Özel İdare kanalıyla gelen bütçe bellidir. Herkes bilir ki bu şehre Özel İdare kanalıyla gelen paranın ilçelere, köylere nüfusa ve ihtiyaç önceliklerine göre dağıtılır. Yine herkes bilir ki bu şehre Özel İdare kanalıyla gelen paradan Tercan’ın payı, Çayırlı’nın payı, Otlukbeli’nin payı, Üzümlü’nün payı, Kemah’ın payı, İliç’in payı, Kemaliye’nin payı ve HÖKÜMETİN (Refahiye’nin) payı bellidir. Ve herkes bilir ki bu şehre Özel İdare kanalıyla gelen para İl Genel Meclisi Başkanı Ünal Tuygun’un başkanlığında meclisin oyuyla adalet çerçevesinde gereken yerlere gönderilir. Diğer ilçelerin hakkından alıp sadece bir ilçeye mesela Refahiye’ye verilmez herhâlde! Ama son günlerde Ünal Beyi ve meclisi adeta karalama kampanyası düzenlenerek, sanki Refahiye ilçemize cephe alınmış havası oluşturulmaya çalışılıyor! Yazıktır! Türkiye’de üç dönem ve muhalefetin desteğiyle seçilmiş; nerdeyse asfaltsız köy yolu bırakmamış, oyun alanları ve çocuk parkları yapmış, samimiyetle çalışan bir meclisi ve başkanını bu şekilde linç etme mantığını kabul etmiyorum. Eğer HÖKÜMET isek, bir gücümüz var ise hem Refahiye’mize, hem Erzincan’ımıza hem de tüm ilçelerimize getirme çabası içinde olalım. Herkesin hakkından sadece bana ver mantığı ne yazık ki doğru değildir. Buna karşı çıkıyor diye de bu şehirde siyasette halkın teveccühünü kazanmış bir insanı linç etme ve karalama anlayışını da kabul etmiyorum. Bunu Sayın Başbakanımızın istemeyeceğine olan inancım da tamdır. Marifet eldekini talan etmekte değil, onun üzerine fazlasını ekleyebilmektedir. Marifet komşunun hakkına göz dikmek değil, kendine isteyebildiğinden komşusuna da isteyebilmektir. Sadece Refahiye’nin olsun, kamuda veya özel sektörde sadece Refahiyeli olsun istek ve arzusu Erzincan’da gönülleri incitir… Hadi Hökümetin de Hökümetli olmanın da hakkını bi tamam verelim. Yanlışın neresinden dönülse kârdır. Vesselâm!

Devamı...

Watch Dragon ball super