24 Haziran Pazar , 2018

Yaşam

Duayen Gazeteci Özsoy Hayatını Kaybetti

Erzincan Özsöz Gazetesi Sahibi Kazım Erdem Özsoy, uzun süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.  Haber: Eren Varlı Erzincan ın duayen gazetecisi Özsöz Gazetesi Sahibi Kazım Erdem Özsoy hayatını kaybetti. Trabzon a tedavisinin kontrolü için giden Özsoy tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini kapadı. Erzincan ın kanaat önderi Özsoy a Allahtan Rahmet  ve kederli ailesine başsağlığı dileriz. Kazım Erdem Özsoy Kimdir? 1935 yılında Erzincan’ın Eğin (Kemaliye) ilçesine bağlı Yuva (Gerüşla) köyünde doğdu. Eğin’de doğdu fakat Kemaliyeli oldu. Büyük önder Atatürk’ün adı bu dik yamaçlı şehirde yeşil ve suyla birlikte çağladı. İlkokulu köyünde okudu. Babası ile birlikte köylerde dolaşıp ayakkabı tamiratı yaptı. Ortaokul çağında, İstanbul’a; dayısının yanına gitti. Okul şartları, ekonomik zaruretler karşısında, dayısına yük olmamak ve tez zamanda para kazanabilmek için iş hayatına atıldı. Kader onu mücellit ve matbaa ortamına atıverdi. Uzun yıllar, İstanbul’da çalıştı. Askerlik sonrası memleketine döndü. Erzincan’da matbaacılık yaptı. Kazankaya, Yeşil Eğin, Arapgir postası gazetelerini bastı. Kendi işini kurduğunda Erzincan’da sayılı bir mücellitti. Mesleğin gelişen teknoloji ye matbaacılık karşısında içine düştüğü sıkıntıyı görerek, ÖZSOY Matbaasını kurdu. Uzun yıllar Matbaacılık yapan Özsoy 1990 yılında Özsöz gazetesini kurdu. Kazım Erdem Özsoy, Kemaliye Müzesine de pek çok eser hediye ederek, müzenin zenginleşmesine katkıda bulunmuştur. 28 yıldır Erzincan’da Özsöz Gazetesiyle vakarlı ve seviyeli gazetecilik, doğru habercilik yapmaya çalışan Kâzım Erdem Özsoy evli olup, biri erkek, ikisi kız üç çocuk babasıdır.

Devamı...

Hayat Boyu Öğrenme Halk Eğitimi Planlama ve İş Birliği Komisyon Toplantısı Yapıldı

Haber: Eren Varlı Erzincan Vali Yardımcısı Dede Musa Baştürk Başkanlığında, “İl Hayat Boyu Öğrenme Halk Eğitimi Planlama ve İş Birliği Komisyon Toplantısı” yapıldı. Hilton Garden Inn Erzincan’da gerçekleştirilen toplantıya Erzincan Vali Yardımcısı Dede Musa Baştürk’ün yanı sıra Erzincan İl Milli Eğitim Müdürü Aziz Gün, Erzincan Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ziya Yavuz ile kamu kurum ve kuruluş müdürleri katıldı. Erzincan Vali Yardımcısı Dede Musa Baştürk, yaptığı açılış konuşmasında yapılacak olan toplantının hayırlı uğurlu olması temennisinde bulundu. Toplantıda Erzincan Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ziya Yavuz, 2017-2018 eğitim öğretim yılının birinci döneminde açılan kurslar ve kurslara katılan kursiyerlerin sayısal verilerini paylaştı. Erzincan Halk Eğitim Merkezi Müdürü Yavuz açıklamasında; “Hayat Boyu Öğrenme, Halk Eğitim Planlama ve İşbirliği Komisyon Toplantısı; Milli Eğitim Bakanlığı Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin 59. maddesi gereği Eylül ve Şubat aylarında yılda iki defa toplanır. Komisyon ildeki resmi, özel ve sivil toplum kuruluşları ile Hayat Boyu Öğrenme alanında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, etkinlikleri birlikte planlamak ve uygulamaya koymak, hizmet tekrarı ve kaynak israfını önlemek, verimliliği artırmak amacıyla yapılır. 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı 1.Dönem Hayat Boyu öğrenme, Planlama ve İşbirliği toplantısına katılan tüm kamu kurumları ve sivil toplum kuruluş temsilcilerine katılımlarından dolayı teşekkür eder saygılarımı sunarım” diyerek Erzincan merkez ve ilçelerde açılan Sosyal-Kültürel kurs sayısının toplamda 339 olduğunu söyleyerek bu kurslardan 204’ünün devam ettiğini belirtti. Yavuz, sona eren 135 kursa toplamda il ve ilçelerde 7 bin 298 kursiyerin katılarak kurs sonunda ise 2 bin 074 kursiyerin sertifika almaya hak kazandığını açıkladı. Toplantı gündemi yapılan konuşmanın ardından 2017-2018 eğitim öğretim yılı birinci dönemi, Açılan kurslar ve okuryazarlık seferberliği masaya yatırıldı.

Devamı...

Erzincanlı STK’lar Şeker Fabrikası Özelleştirmesine Tepkili

Haber: Eren Varlı Erzincan’da Sivil Toplum Kuruluşları birleşerek Erzincan Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesine tepki gösterdiler. Erzincan’da Sivil Toplum Kuruluşları Başkanları Şeker Pancarının çiftçiyi, köylüyü toprağa bağlayarak köyden kente göçü engelleyen ürünlerin başını çektiğini söylediler.    Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda ortak bir basın açıklaması yapan Erzincan’da Sivil Toplum Kuruluşları Erzincan Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesine tepki gösterdiler. Ortak basın açıklamasını yapan Erzincan Şeker İş Sendikası Başkanı Bülent Bulut konuşmasında; “ Bugünlerde gündemde olan ve ilimizde yakından ilgilendiren bu konuyu biz çalışanları ve üreticiler olarak bu özelleştirmeden kaynaklanacak sıkıntıları sizlerle paylaşarak, bu işten memleketimizi bekleyen sıkıntıları sizlere aktarmak ve kamuoyunun bilgilendirmek amacıyla sizlerin huzurundayız. Bizler şeker pancarını şöyle değerlendiriyoruz; çiftçiyi, köylüyü toprağa bağlayarak köyden kente göçü engelleyen ürünlerin başını çekmektedir. Tarımda ilimizde 3 bin aileye, sanayimizde de 500 aileye istihdam sağlayan bu kuruluşun. Yılda ilimizde 610 bin ton taşıma hacmi yaratarak nakliye sektörüne büyük Pazar oluşturmaktadır.1 dönüm pancar ekim alanın ürettiği oksijen,4 dönüm cam ormanına eşittir. Doğayla uyumlu tarım sanayide gelecek nesillerin garantisidir. Ayçiçeğine göre 5 kat, buğdaya göre ise 20 kat daha fazla istihdam sağlar. Yani kısacası ilimizde tarlada başlayan; köylümüzden, nakliyecisine yem sanayinden, alkol ve maya sanayisine hayvancılıktan, kozmetik sanayiye ve işçisine kadar her kesimi ilgilendiren iç içe geçmiş bir sektör olup hatta fabrikamızda yılda sadece 150’e yakın öğrencimiz staj yapmakta ve sanayi kültürünü almaktadır. Bunun yanında makine fabrikamız yani fabrika yapabilecek donanıma sahip bir fabrika. Döküm atölyemiz Erzincan’da tektir. Tezgâhlar atölyesi,  model hane ve montaj atölyesi ile her biri bir fabrika konumundadır. Arıtım tesisleri ile belediye arıtım tesisinden sonra ilimizdeki en büyük tesislerden biridir. Yani kısaca anlatmak gerekirse doğrudan veya dolaylı olarak yarattığı istihdam 15 bin ile 20 bin kişiyi ilgilendiren, yıl dada ilimiz ekonomisine 100 milyonun üzerinde girdi sağlamaktadır. Pancar tarımı hammadde alımı bakımından da en garantili üründür. Devlet garantisinde olduğundan dolayı köylümüz ticaret yaparken bile esnafımız daha yakinen bilir; düğününü alış verişini pancar parasına veya verilecek olan avansa göre ayarlar. Gelelim özelleştirmeye; bizler bu ilin çocukları ve bu ilin sivil toplum kuruluşları  olarak  bu memlekette doğan burada büyüyen ve bu memleketi canı kadar seven  bireyler olarak diyoruz, ki Erzincan bu özelleştirmelerden çok şey kaybetti, başta Sümerbank  İplik Fabrikası sonra et kombinesi olan Ersan  ve Tercan ilçemizde bulunan Tercan Ayakkabı Fabrikamız, bu fabrikalarda yaklaşık 2000-2500 aile ki bu rakam da şu anlama geliyor. 20 bin kişi ekonomik kayıp ve gelir seviyesi itibarıyla da düşünürsek orta direk kaybolup gitti. Şeker fabrikası ile alakalı dünyanın gelişmiş ülkelerinde Fransa, Almanya ve ABD bile şahsa ait tek bir şeker fabrikası yoktur. Türk iyede Türk Şekere ait 25 fabrika bulunmaktadır. Bunların 15 tanesi, iç ana doluda 10 tanesi de Doğu ana doludadır. Erzincan şeker fabrikamız yılda 220 – 230 bin ton pancar işlemekte ve buna karşılıkta 30 bin ton civarında şeker üretmekte, 7. bin ton civarında melas, 70 bin ton civarında ise hayvan yemi olarak kullanılan yaş küspe üretilmektedir. Fabrikamızın günlük pancar işleme kapasitesi 2 bin ton gündür. Şehrimizde ekim alanlarını hesap ettiğimizde, ilimizde kotayı da serbest ettiklerini varsayarsak maksimum 350 – 400 bin ton civarında pancar ekilebilir. İç ana doludaki ekim alanları ve fabrikaların günlük pancar işleme kapasiteleri yüksektir yani 7 bin ile 15 bin civarındadır. Pancar tesellüm durumları ise 700 bin ile 2500 milyon ton civarında; şimdi durum böyle olunca, Türkiye’de en küçük ölçekli fabrikalardan biriyiz, bu durumda buralar özelleştiği an bizim gibi küçük ölçekli fabrikaların rekabet gücü olmadığından en kısa vadede kapısına kilit vurularak kapatılacaktır. Korkumuz ve endişemiz bundan dolayıdır. Onun için gerekli yasal düzenlemeler biran önce yapılmalıdır. Geçtiğimiz günlerde kapatılıp, tarım bakanlığına aktarılan Şeker Denetleme ve Düzenleme Kurulu aslında bu sanayiyi ayakta tutan bir kurum idi. Bakınız şu anda NBŞ nişasta bazlı  (glikoz –izoglikoz) kanserin ve obezitenin en büyük gerekçelerinden biridir. ABD’ye ait Bursa ilimizde bulunan bu şirketin yaptığı lobi çalışmalarıyla her yıl kota artırımı yapılmaktadır. Bu durum ise insanlarımızı çocuklarımızı zehirlemekte binlerce çiftçimizin üreteceği pancarda darbe vurmakta ve ayrıca milyonlarca lira milli kayıba sebebiyet vermektedir. Geçtiğimiz günlerde sağlık bakanlığının basın bildirgesi düzenleyerek glikoz ve izoglikoz’un nişasta bazlı şekerlerin sağlık açısından meydana gelen tehlikelerini bir basın bildirgesi ile yayınlamıştır. Son söz olarak ülkemiz pancar çiftçimizin sanayimizin sektör paydaşlarının üzerinde büyük oyunlar oynamakta ve en çok etkilenen illerden biride ilimiz olan Erzincan olacaktır. Bizler devletimizi, milletimizi ve ülkemizi seviyoruz ve canımızı da seve seve feda etmeye hazırız ve diyoruz ki; fabrikamızın teknolojisi yenilensin, kapasitesi artırılsın ve istihdamının artırılmasını üretimin uzun yıllar garanti altına alınsın, ondan sonra özelleştirilsin. Aksi takdirde buranın yaşama şansı yoktur. Ayrıca şu konuyu da komu oyunun bilmesinde fayda var birileri diyor ki Erzincan şeker fabrikasının Torku gibi olamaz mı bakınız Torku denilen kurum Konya şeker fabrikasıdır Konya şeker 1990 yıllarında ortasında özelleştirilip çiftçiye devredilmiştir. Konya şeker özelleştirildiği dönemde Türk iyenin en çok kar eden ve büyük fabrikası idi. Günde işlediği pancar Konya ve Torku olmak üzere iki fabrikadır 25 bin ton dur. Bizim ise 2 bin tondur. Onların 400 bin ton şeker kotası vardır. Bizim ise 30 bin tondur. Bizim bölgemizde 350 bin ton pancar yetişmekte Konya’nın sadece Konya şekere ait bölgesinde 3milyon 500 bin ton pancar yetişmektedir. Onun için biz böyle bir fabrikada yapsak bu pancarı ekecek böyle bir saha yoktur. Türkiye Şeker Sektöründe Çekilerek Ülkemizi Pazar Haline Getirecektir Ülkemizde şeker fabrikaları kurulurken, bir uçağın iki kanadı gibi düşünün kar amaçlı ve sosyal amaçlı yapılmıştır. İç ana doludaki fabrikalar kar amaçlı doğudaki fabrikalar ise sosyal amaçlıdır. Bu iki kanadı birbirinden koparıp ta ayrı ayrı olursa fiyat birlikteliği olmayacağı gibi Erzincan’ın rekabet şansıda yoktur. Bizim ilimizdeki gibi fabrikalar birkaç yıl bile geçmeden kapanır. Eğer yöre insanı diyor saki misyonunu tamamlamıştır, Kars’ta, Ağrı’da, Erzincan’da, Erçiş’te, Muş’ta bunlara ihtiyaç yoktur buyurun satın. Ama şu nokta yâda dikkat ediniz. Bu İllerde Şeker fabrikası ölçekli başka bir sanayi tesisi yok ve terörden bahsedilmeyecek kadarda azdır. Ayrıca Devletimiz bir parkı bir hamamı bile özelleştirip şahsa verirken 50 yıllığına yap işlet devret önerisi sunarken şeker fabrikası gibi hem savaşta hem barışta stratejik bir konuma sahip olan kuruluşa neden 5 yıl çalıştırma zorunluluğu getirilmiştir.   Onun için mutlaka bu özelleştirmenin tekrar gözden geçirilmesidir. Önerimiz; Çiftçimizin, işçimizin ve devletimizin kontrol edeceği bir özerk yapıya kavuşturulmasıdır. Yoksa buralar şahsa verilerek Türkiye şeker sektöründe çekilerek ülkemizi Pazar haline …

Devamı...

Gençler, Afrin Gazisine Moral Oldu

  Haber: Eren Varlı Erzincan Gençlik Merkezi Gençlik Liderleri ve gönüllü gençleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Afrin’de terör örgütleri PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ mensuplarına yönelik düzenlediği Zeytin Dalı Harekatı’nda yaralanan Uzman Çavuş Adem Bayram’ı evinde ziyaret etti. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin’in kuzeyindeki Bülbül Beldesi bölgesinde yürüttüğü operasyonda sol kolundan yaralanan ve tedavisi için baba ocağına gelen 26 yaşındaki Uzman Çavuş Bayram’ı Erzincan Gençlik Merkezi Gençlik Liderleri ve gönüllü gençler evinde ziyaret ettiler. Kolundan yaralanan askere geçmiş olsun dileklerini ileten Gençler ” Gazimize geçmiş olsun dileklerimizi iletir, vatan uğrunda can veren evlatlarımıza, ailelerine ve bu uğurda mücadele eden tüm askerlerimize minnettarlığımızı bildiririz. Rabbim’den tüm askerlerimizi korumalarını, onlara güç ve kuvvet vermelerini diliyorum.” dediler. Gençlere ziyaretlerinden dolayı teşekkür eden Uzman Çavuş Adem Bayram’ın babası Süleyman Bayram “Gazi babası olarak tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Oğlum Afrin’de yürütülen operasyonda yaralandı ve Gazi olarak evine geldi. Tedavisinin ardından tekrar silah arkadaşlarının yanına Afrin’e dönecek. Silahlı kuvvetlerimize Rabbim başarılar nasip etsin.” dedi. Gazi annesi Menşure Bayram ise “Allah’tan şehitlerimize rahmet gazilerimize acil şifalar dilerim. Rabbim devletimizi, milletimizi, askerimizi, polisimizi her türlü beladan korusun. Cenab-ı Allah melekler ordusu ile ordumuza zaferler nasip etsin İnşallah. Siz gençlerin gelip bizleri oğlumuzu

Devamı...

“Ölü Var” Deyip Mezarlığı Adres Gösteriyorlar

Erzincan’da geçen yıl 112 Komuta Kontrol Merkezine gelen 156 bin çağrıdan 130 bin 400’ü asılsız çıkarken, asılsız ihbarlarda bulunanlar arasında “burada bir sürü ölü var” deyip mezarlığı adres gösterenler bile var. Erzincan 112 Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Hülya Sazlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentte 162 personel ve 40 ambulans ile hastalara hizmet verdiklerini söyledi. Geçen yıl 112 Komuta Kontrol Merkezine 156 bin çağrı düştüğünü aktaran Sazlı, çağrılardan sadece 25 bin 600’ün gerçek vaka olduğunu, 130 bin 400’ünün asılsız çıktığını ifade etti. Sazlı, günde ortalama 600 çağrıya yanıt verdiklerini dile getiren aktararak, ilk akla gelen numaralardan biri “112 Acil Yardım Hattı” olduğu için alınan bu çağrılarda gerçek vakadan çok yanlış yapılan aramalar ve asılsız ihbarların öne çıktığını vurguladı. Sohbet etmekten evine ekmek istemeye, biten ilacının eczaneden alınmasının talep edilmesine kadar çok sayıda kişinin bu hattı meşgul ettiğini dile getiren Sazlı, “Gereksiz çağrı yüzünden ambulans gecikince gerçek hastalar zarar görebilir, bu hastanın da asılsız ihbarcının çok sevdiği bir arkadaşı ya da ailesinden birisi olabileceği unutulmamalı.” dedi. – “Lütfen gerçek hastaların haklarını ihlal etmeyin” Başhekim Sazlı, 112 Komuta Kontrol Merkezinde gerçek vakaların 6 katından fazla asılsız çağrılarla muhatap olduklarına dikkati çekerek, “Bu da gerçekten ihtiyacı olan hastalara ambulansın ulaşım süresini uzatıyor ve bazen hiç ambulans gitmemesine neden oluyor. Asılsız vakalar nedeniyle sisteme gerçek vakaların düşmesi engelleniyor. Lütfen bizleri gereksiz yere meşgul ederek gerçek hastaların haklarını ihlal etmeyin.” ifadesini kullandı. 112 Komuta Kontrol Merkezinde görevli Dr. Miraç Emirhan Aydın da akıllı cep telefonlarının çıkmasıyla gelen çağrılarda özellikle küçük çocuk ve bebek seslerine maruz kaldıklarını söyledi. Bu hattın meşgul olmaması, ulaşılabilir olması gerektiğine işaret eden Aydın, bunu sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını dile getirdi. Aydın, küçük çocuğu olan ailelere seslenerek, “Özellikle küçük çocukların elindeki cep telefonlarının aile bireylerince kontrol altında tutulmasını istiyoruz. Çünkü küçük çocuklar yanlışlıkla telefonun acil çağrı kısmına girerek bizleri arayabiliyor. Biz de sesi tam anlayamadığımız için arayan kişinin gerçek bir vaka olup olmadığını tespit etmek için hassasiyet göstererek telefonla görüşmelerimizi sürdürüyoruz.” bilgisini paylaştı. – “Ambulansınızı arabamla kapıştıralım mı?” Aynı merkezde görevli Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Esma Uludağ da ilginç çağrılar ile karşılaştıklarını ifade ederek, şunları anlattı: “Çağrılarda çok ilginç talepler geliyor. ‘ambulansınız var mı?’, ‘ambulansınızı arabamla kapıştıralım mı?’ diye soranlar oluyor. ‘Burada bir sürü ölür var’ deyip mezarlığı adres gösterip ‘gelip alır mısınız?’ diyenler var hatta ‘evime ekmek getirebilir misiniz’ diye bizi arıyorlar. İnsanlardan istediğimiz bizi gerekli, acil durumlarda aramaları. Gereksiz yere hatlarımızı meşgul etmesinler lütfen.” Acil Tıp Teknisyeni Halime Tekin de çağrıların numara ve konum bilgisinin anında önlerindeki ekranda görüldüğünü belirterek, buradan asılsız çağrıların tespit edilebildiğine işaret etti. Asılsız çağrı yapanları güvenlik birimlerine bildirdiklerini anlatan Tekin, şunları kaydetti: “Gereksiz ve asılsız çağrılarımız çok oluyor. Aradıkları numara ekranlarımızda anında görülebiliyor ve harita ekranından anlık yer tespiti yapılabiliyor. Asılsız çağrıda bulunanları tespit ederek ilgili güvenlik birimlerine bildiriyoruz. Asılsız çağrılar üst üste tekrar ettiğinde aynı şekilde savcılığa yasal işlem başlatılması için başvuruyoruz. Bu yüzden bizi ararken farklı adres vermeleri farklı numaradan aramaları bir şey değiştirmiyor. Aradıkları nokta bize harita ekranında nokta atışı olarak düşüyor.” Kaynak: AA

Devamı...

Doğuda ki Çiftçinin Yeni Umudu, Solucan Gübresi

Doğu Anadolu’da kuraklık nedeniyle tarımda verim kaybının önüne geçmek amacıyla “Çözüm” isimli solucan gübresi üretim tesisi kuran girişimci Tayfun Kaya’nın ürettiği ve toprakta su tutma ile mahsulde verim artırma özelliği olan solucan gübresi, bölgedeki çiftçinin umudu oldu. Erzincan‘da kuraklıktan şikayetçi çiftçilerin sorununa çözüm olmak için Çukurkuyu beldesine tesis kuran girişimci Tayfun Kaya, toprakta su tutma, mahsulde verim artırma özelliği olan solucan gübresiyle tüketicinin talebini karşılamaya çalışıyor. Tesis sahibi Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 300 bin liralık yatırımla tesisi kurduklarını söyledi. Erzincan ve çevresinde yıllık yaklaşık 250 ton civarında organik gübre üretimi sağlayacak sistem oluşturduklarını ifade eden Kaya, şöyle konuştu: “Solucan gübresine inanılmaz derecede talep oldu, taleplere yetişemiyoruz. Çiftçilerimiz emeklerinin karşılığını daha verimli alsınlar ve yaşanan kuraklıktan dolayı mağdur olmasın diye solucan gübresi üretimine başladık. Mevcut talepler doğrultusunda 2-3 aylık üretim kotamızı doldurduk. Bu ilgi ve alakadan dolayı yakın zamanda yaptığımız yatırımı iki katına çıkardık. Solucan gübresi tarım arazisinde su ihtiyacını en aza indirgediği ve iki kat fazla verim sağladığı için çiftçilerimiz gübreye yoğun bir talep gösteriyor. Amacımız bütün çiftçilerimizin ihtiyacına cevap verebilmek.” Firmanın teknik danışmanı çevre mühendisi Ayhan Coşkun ise 6 yıldır solucanlar üzerinde inceleme yaptığını anlattı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde böyle bir tesisin kurulması fikrini yatırımcı Kaya’ya kendisinin verdiğini aktaran Coşkun, şunları söyledi: “Solucan gübresini tercih etmemizin sebebi özellikle Doğu Anadolu’da böyle bir yatırımın olmaması. Aynı zamanda Doğu Anadolu’da yoğun kuraklığın olması ve bu kuraklık sonucunda çiftçilerin düştüğü karamsarlığa çözüm olmak için isminden de anlaşacağı gibi Çözüm Solucan Gübre Tesisi’ni devreye soktuk.” – “Solucan gübresi süngerimsi yapıya sahip” Solucan gübresinin özelliklerine değinen Coşkun, şunları anlattı: “Solucan gübresi süngerimsi yapıya sahip olduğundan bünyesinde suyu daha fazla tutar ve buharlaşmayı engeller. Bünyesinde tutuğu suyu bitki köküne ihtiyacı kadar vermektedir. Solucan gübresi, buharlaşmayı önlemesi ve nemli kalan toprağın su ihtiyacını ciddi oranda azalması nedeniyle çiftçilerce tercih ediliyor.” Diyarbakır’da özellikle karpuz yetiştiricilerinin üretimlerinin tamamını solucan gübresi ile yaptığına işaret eden Coşkun, geçen yıl mahsullerde karpuz ağırlıklarının ortalamasının yüksek olmasının girişimcileri umutlandırdığını kaydetti. Coşkun, “Özellikle Doğu Anadolu’da pancar, fasulye, buğday gibi ürünlerde ciddi denemeler yapıldı. Bu ürünlerdeki denemelerde yüzde 40 ve 50 oranında ürün artışı olduğu gözlendi. Gelen talebi karşılayabilmek için tam kapasite üretimimiz devam etmektedir.” dedi.

Devamı...

Öğrencimiz Muay Thai Türkiye Şampiyonu Oldu

Üniversitemiz Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü Öğrencisi Remzi Akgül, Muay Thai Türkiye Büyükler Şampiyonu oldu. Türkiye Muay Thai Federasyonu 2018 yılı faaliyet programında yer alan “Ercan Özhan Büyükler ve Gençler Bay-Bayanlar Türkiye Şampiyonası” 13-18 Şubat 2018 tarihleri arasında Antalya’da düzenlendi. Ülke genelinden 1500’e yakın sporcunun katıldığı müsabakalarda daha önce birçok başarıya imza atan Üniversitemiz Öğrencisi Remzi Akgül,  büyükler kategorisinde Türkiye Şampiyonu olarak göğsümüzü kabarttı.

Devamı...

Hemşirelikte İnovasyon Paneli

Üniversitemiz Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından “Hemşirelikte İnovasyon” Paneli düzenlendi. Sağlık Yerleşkesi Başöğretmen Salonunda gerçekleştirilen ve Sağlıklı Yaşam Kulübü tarafından organize edilen programa öğretim elemanları, öğrenciler ve sağlık çalışanları katıldı. Programda konuşan panel moderatörü Doç. Dr. Arzu Yıldırım, inovasyon kavramının hemşirelikte yeni bir kavram olmadığını belirtti. Hemşirelik mesleğinde karşılaşılan sorunlara üretilen çözümlerin inovasyona katkı sunduğunu ifade eden Yıldırım, “Bu bizim gönüllü inovatif hemşireler olduğumuzu gösteriyor” dedi. Doç. Dr. Arzu Yıldırım’ın konuşmasının ardından programın panel bölümüne geçildi. “Hemşerilikte İnovatif Uygulama Örneklerini Nasıl Artırmalıyız?” başlıklı sunumunda  konuşan Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü ve İnovatif Hemşirelik Derneği Başkanı Dr. Yeliz Doğan Merih, inovasyonun temelinde yaratıcılık olduğunu ifade ederek; soru sorabilen, cesur davranabilen, sorunları çözmede farklı tekniklerin kullanabilen, hayal gücü yüksek insanların yaratıcı olduğunu söyledi. Hemşirelik mesleğinin, bilgiye ulaşan, bilgi üreten ve bu bilgiyi kullanabilen üyelere ihtiyacı olduğun kaydeden Merih, şu şekilde konuştu: “Hemşirelik hizmet sunumunda inovasyonu başlatmak, mesleki gelişim ve değişim için yol gösterici bir adım niteliği taşıyor.” İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nurdan Aydın ise “Bilişim Teknolojisinin Kullanımı: Robotlar Hemşirenin Yerini Alsın mı ?”başlıklı sunumunda teknolojinin büyük bir hızla ilerlediğini ve sağlık sektöründe de teknolojik gelişmelerin ileri seviyelere ulaştığına dikkati çekti.  Sağlık çalışanları tarafından yapılan birçok işin artık robotlar tarafından da yapılabildiğine vurgu yapan Aydın, “Robotlar masaj yapıyor, taşıyor, hastanın bakımını-temizliğini yapıyor. Bazı robotlar da hastanın hastaneye gitmesine gerek kalmadan bütün yaşam bulgularını ölçerek karşı tarafa gönderiyor” ifadelerini kullandı. Sağlık sektöründe robotlara büyük yatırımlar yapıldığına dikkati çeken Aydın; bu yatırımların gerekçelerini şöyle sıraladı: “İzlem yapma, doküman elde etme ve data oluşturmanın daha ucuz ve kolay olması. Yapay zekanın çok sayıda seçenekle yüklenmiş olması, fiziksel işlerde iş yükünü azaltması, ağır çalışma koşullarına dayanıklı olması ve erken tanıda büyük kolaylık sağlaması.” Katılımcılardan gelen soruların cevaplanmasının ardından Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rabia Hacıhasanoğlu Aşılar tarafından panelistlere plaket takdim edilmesi ile program sona erdi.

Devamı...

Erzincan’da otomobil şarampole devrildi: 4 yaralı

Erzincan’da meydana gelen trafik kazasında 2’si ağır 4 kişi yaralandı. Murat Geçit’in (34) kullandığı 24 EV 119 plakalı otomobil, Erzincan Çağlayan karayolu Beşiktaş köyü mevkisinde şarampole devrildi. Kazada, sürücü ile Murat Kaya (34), Murat Ayan (18) ve Bülent Kirik (26) yaralandı. Erzincan Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırılan yaralılardan Kaya ve Ayan’ın hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi.

Devamı...

Doğan, “Erzincan’ın Geleceği İle Oynamayın”

Haber: Eren Varlı Cumhuriyet Halk Partisi Erzincan İl Başkanı Ayhan Doğan, Erzincan Şeker Fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin olarak bir basın açıklaması yaptı. Erzincan Şeker Fabrikasının özelleştirilmesine tepki gösteren Başkan Doğan yaptığı basın açıklamasında; “ Geçmişte Türkiye’deki şeker fabrikalarında olduğu gibi Erzincan Şeker fabrikasının özelleştirilmesi konusu gündeme gelmiş, daha sonra tekrar özelleştirmelerin yapılmayacağı açıklanmıştı. Şimdi ise içerisinde Erzincan Şeker Fabrikasının da yer aldığı şeker fabrikaları satışa çıkarılıyor. 14 fabrikanın satışı yapılacak. Afyon, Ağrı, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat şeker fabrikaları tekrar özelleştirme kapsamına alındı. Erzincan Şeker Fabrikasının kapatılması ile birlikte Erzincan ekonomisi büyük ölçekte sarsılacak, binlerce vatandaşımız ve çiftçimiz mağdur olacaktır. Hemen her konuda açıklama yapan ve sosyal medyada fotoğraf paylaşan Erzincan Milletvekilleri, konu Şeker fabrikamızın özelleştirilmesi olunca hiç sesleri çıkmıyor. Bunlar bu vatandaşın yüzüne nasıl bakacaklar.   Zaten pancara uygulanan kota ile çiftçi yeterince mağdur edilip zor duruma sokuldu. Şimdi ise fabrikaların özelleştirilmesi sonucu çiftçi daha da zor duruma düşecektir. Fabrikada çalışan yüzlerce çalışanın akıbeti ne olacak. Bir kez daha söylüyorum Şeker Fabrikasının satışından, Erzincan’ın ekonomisi zarar görecektir. Avrupa, şeker fabrikaları başta olmak üzere şeker sektörünü yeniden yapılandırarak, pancardan şeker üretiminde rekabetçi bir konuma geldi. Türkiye’de ise pancar üretimi ve şeker fabrikalarına yönelik hükümet tarafından hiç bir planlama ve strateji belirlenmedi. Yapılacak özelleştirme ile de ülkenin pancardan şeker üretiminde büyük oranda azalma olacak. Hükümeti ve Erzincan Milletvekillerini buradan uyarıyoruz. Bu özelleştirme sevdanızdan vazgeçin. Fabrikaları satacağınıza yeni fabrikalar yapın. Erzincan’ın geleceği ile oynamayın.  Şeker fabrikalarını satacağınıza, mevcut fabrikalarımızı daha da iyi modernize ederek şehrimizin hizmetine sunalım. Yeter artık bıkmadınız mı satmaktan !!!  Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu satışların her zaman karşısında olduk ve olmaya da devam edeceğiz.

Devamı...

Watch Dragon ball super