19 Kasım Pazartesi , 2018

82 Yıllık Ömrümün Darbeler Kronolojisi

Yaşım 82.
İlk darbeyi gördüğümde 25 yaşındaydım.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde takvimler 27 Mayıs 1960’ı gösteriyordu. Ve askeri gücü ülkenin, yönetime bütünüyle el koymuş bir Başbakan ve iki vekili idam ederek maksadına ulaşmıştı.
Ülkede bugünkü kadar hızlı ve canlı bir iletişim yoktu. Memleketin bir çok yeri Adnan Menderes’in, Fatin Rüştü Zorlu’nun ve Hasan Polatkan’ın idam edildiğini günler sonra öğrenmişti. Ama asker bir tek vatandaşa dahi kurşun sıkmamıştı.
İkinci darbeyi gördüğümde ise tarih 12 Mart 1971’di. Ve ben o yıl 36 yaşındaydım. Halkın oylarıyla seçilen iktidar askeri vesayetle yine akamete uğratılmıştı. Yine demokrasimiz koca bir yara almıştı.
Üçüncü darbeyi gördüğümde de 45 yaşındaydım. 12 Eylül 1980 askeri darbesi olmuştu. Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya isimleri, Bülent Ulusu hükümetleri gibi darbeci isimleri ülkemin gündeminde havada uçuşuyordu.

Her darbe dışarıdan bir müdahale idi ve bizim seçtiklerimiz bir tiyatro oyununun yardımcı rollerini oynuyordu. Seçtiğimizi sandıklarımız değil de başkaları yönetiyormuş meğerse bizi… Yine anlamamıştık…
Ömrümün 62. yılında soğuk bir Şubat’ta yine karşıma çıktı darbe. 28 Şubat 1997 askeri darbesi de Anadolu sermayesine ve bu ülkenin dini hassasiyetleri olan insanları üzerinden bu halka ve demokrasiye tecavüzle sonuçlandı.
Demokrasi hayatımızı olgunlaştırdığımızı, çokca yol katettiğimizi sanırken aynı el 27 Nisan 2007 tarihinde Genel Kurmay imzalı bir bildiri ile tekrar çıkıverdi karşımıza. Ülkenin en güçlü iktidar partisi ve Başbakanına yönelikti bu bildiri. Başbakanı almaya ve partisini kapatmaya yönelikti tezgah. Onlar da muvaffak olamadılar. Ve ben o gün 72 yaşındaydım.
Ama her seferinde ülke ekonomisi ve gariban vatandaşın cebindeki para pul ediliyor; Demirel’in ifadesiyle bir sente muhtaç edilmemiz için büyük çaba sarfediliyordu.
Ve en acısı ise 81. Yaşımda, bu ülke insanlarının imanlılar, inançlılar, dindarlar, namaz kılıyorlar diye zekatlarını, kurbanlarını, derilerini, mahsüllerini, daha da ötesi en kıymetli varlıkları olan biricik evlatlarını verdikleri; bunlardan bize zarar gelmez dediklerinin ihaneti ile karşılaştım. Çok acıydı ve canım çok acımıştı.
247 evladımızı şehit binlerce insanımızı gazi hanesine yazmıştık. Hem de düşman silahı ve kurşunuyla değil kendi tankımız, kendi uçağımız ve kendi silahımızla. Böyle bir ihaneti ve böyle bir vahşeti hangi din ve hangi vicdan yapabilirdi ki?
O kalkışma çok şükür yine gençlerimiz ve halkımızla durduruldu.
Üniformalı, cübbeli, diplomalı ve bize benzeyen ama bizden olmayanlar tarafınndan arkamızdan değil tam yüreğimizden vurulmuştuk.
Heyhat! Ne acıdır ki bu milletin parası ile alınan silahlar bu millete doğrultuldu.
Ve hiç bu kadar vahşi kanlı olmamıştı darbeler(imiz).
Ne diyeyim?
Utanacaklarını bilsem yüzlerine tükürürüm!
Utanacaklarını bilsem karşılarına çıkıp avazım çıktığı kadar hakettikleri dilden konuşurum!
Ey utanmazlar!
82 yıllık ömrümün kronolojik seyrinde hep geleceğimize, hayatımıza, canımıza, yaşam gerekçelerimize saldırdınız!
82 yıllık ömrümün 25. Yaşından itibaren ortalama her on yıla bir darbe sığdıranlar bu dünyada da, ahirette de sizden davacıyım. Hakkımı helal etmiyorum!
Benden, çocuklarımdan, milletimden, çaldıklarınızın her zerresi fitil fitil burnunuzdan gelsin!
Bu millete reva gördüklerinizi her iki cihanda siz de çekesiniz!
15 Temmuz milli irade zaferimiz kutlu olsun. Milli iradeye karşı duranlar kahrolsun!
Vesselam!

Diğer Haber

KİMLER GAZETECİ, KİMLER GAZETECİLİK YAPIYOR

Kıymetli okurlarım, Matbaacılık ve Gazetecilik mesleğini yapmış olanlar için en zor şey nedir diye sorsalar; …

Watch Dragon ball super